25 Eylül 2010 Cumartesi

rüya

garip garip rüyalar görüyorum.
ve her sabahta "gördüğüm rüyanın etkisinden olsa gerek, garip bir hisle uyandım bu sabah" demeyi de ihmal etmiyorum (şebnem ferahın bir şarkısından bir söz.).

en son rüyamda bir müzeyi geziyordum mesela sevgilimle (gerçekten sevgilim yok rüyamda varmış güya... sürekli bahsettiğim kişilikmiş oda)
çok enteresan. çok çok enteresan.

hayatım gerek rüyalar bakımından, gerekse gerçek hayat bakımından doğal akışının dışında bir yol buldu ve oradan da gidiyor.
buna alışmalı mıyım yoksa eski akışından gitmesi için zorlamalı mıyım bilmiyorum.
eski akışı sevdiğimden değil aslında. gelen gideni aratır ya ondan..

17 Eylül 2010 Cuma

adını okuyabildiğim 11 dergi


ev doktoru, peri kızı, sinema, Türk tiyatrosu, Türk tarihi, hanımeli, günün kadını, film romanları, gök kuşağı, kızıl elma ve sanat dergisi adında dergiler olsun yine. yada biz o dergilerin olduğu zaman gidelim.
insanlar da bi kültür düzeyi varmış. yüksekmiş. bunca dergi varmış vede hepsininde 30 küsür sayısı çıkmış en az. şimdi bir elin on parmağını geçmez bizim dergiler. hep yabancılardan al Türkçe'ye çevir. ayıp yahuu.. (bide çaktırmayın kapak tasarımlarını pek bir sevdim ben bu dergilerin ondanda olabilir bu isteğim)

kaf dağı

İnsan istemez oldum hayatimda
Ne kadar sosyaldik zamaninda
Görüsmek fazla
Sohbet gereksiz aslinda

Bütün gün yattim durdum yatakta
Amma atesliydik zamaninda
Sevismek fazla
Degmek lüzumsuz aslinda

Yürüdük gittik sandik
Yol bir arpa boyunda
Aradik bulduk sandik
Ekmek aslan agzinda
Üsüdük donduk sandik
Balta orda sap burda
Kefeni yirttik sandik
Hayat kaf daginin ardinda

Sorun ne sende ne bende ortamda
Herkes yanlis mekanda zamanda
şarkının sözleri bi insanın 20-25 yaşına kadar olan ki halini apaçık anlatıyor bence 
en azından bana gösterdiği uyumluluk süper.

15 Eylül 2010 Çarşamba

kulaklık



şuan büyük bir boşluktayım. ne bir amacım. nede yapacak bir şeyim var. yada yapacak şeylerim olsa bile içimden gelmediği için yapmıyorum. sanırım her insanın başına gelir böyle şeyler. isteksizlik yani. hayattan zevk alamama falan. neyse.
şuan beni neşelendiren, yada şöyle söyleyeyim yapmaktan zevk aldığım tek şey müzik dinlemek.
-ki bunun da bir sebebi var hani boşu boşuna değil bu "istek".
nedeni şudur ki sevgili bilgisayarımın kulaklık girişi bozuk. mp3'üm ise arkadaşımda idi. diyeceksiniz git al. kendisi  mp3'ümüde alıp tatile gitti. hemde bir aylığına. bende "kulaklıkla" müzik dinlemeye o kadar hasretim ki tüm gün ayaklarımı uzatıyorum kulağımda kulaklıklarım dinle allah dinle. kucağım da bilgisayarım karşımda televizyon. mutlu mesut yaşıyoruz. 
diyeceksiniz şimdi ne zorun var buda bir istek isteklerin hemde en güzeli. keyif yapıyorsun tüm gün. 
evet keyif yapıyorum ama sorumluluklarımı yerine getirmediğim zaman yaptığım keyifin tadı yok. -e o zaman sorumluluklarını yap diyeceksiniz. işte sorun orada. 
içimden gelmiyor. bir üşengeçlik, bir miskinlik çökmüş ki üzerime sormayın. bu gidişle sürekli yatmaktan bedenimde yaralar çıkacak ondan korkuyorum. (bunun içinde her gün bol karbonhidratlı besin almak için ya mutfağa yada bakkala gidiyorum). şaka maka tek hücreli canlı gibiyim. benim için dilek dileyin bi can gelsin bana yahu..

14 Eylül 2010 Salı

çok pis terk etti.

Çok pis terketti yar
Acımadı bana bu defa
İsyan beni bozar bozar of
Aniden gitti yar
Tutamadım onu bu defa
Bu tarz bana koyar koyar of

Aşıktım sana deli
Affetmem asla seni
Yalnızım günlerden beri
Of oooofff
Dönersin bi gün geri
Yar etmem sana beni
Yastayım günlerden beri
Oooofff

Çok pis terketti yar
Aramadı beni bu defa
İsyan beni bozar bozar of
Harbiden gitti yar
Bulamadım onu bu defa
Bu tarz bana koyar koyar of

Aşıktım sana deli
Affetmem asla seni
Yalnızım günlerden beri
Of oooofff
Dönersin bi gün geri
Yar etmem sana beni
Yastayım günlerden beri
Oooofff

Çok pis terketti yar
Çok pis terketti yar
Çok pis terketti yar
Çok pis terketti yar

13 Eylül 2010 Pazartesi

fala inanma falsız kalma

psikoloğa gitsem dünya para
12 liraya moral bomba!

12 Eylül 2010 Pazar

özür

bazı insanlara "koyun" deyip koyunlara hakaret ettiğim için koyunlardan özür dilerim.

10 Eylül 2010 Cuma

incesaz

http://fizy.com/#s/1lsq74

hayatımın şarkısı

şey

çekirdeğin bağımlılık yapacağı hiç aklıma gelmezdi.
oysaki bağımlı olduğum şeyleri de bırakmamıştım.
yani bir şeyin yerini doldurmak için de değildi.
bağımlı olduğum şeylere bir yenisi daha eklendi.
iyi mi?

(ne kadarda çok şey diyorum. tanımlayamadığım kavramlar fazlalaştı hayatımda)

9 Eylül 2010 Perşembe

kokulu evler

fark ettim de her evin bi kokusu var. en azından bana öyle geliyor.
kapıdan içeri girdiğinde aldığım tek bi nefesle evin ruh hali hakkın da görüşlerim beliriyor kafamda...
mesela bugün stresli, duygusal vede durgun bi evlere gittim. 
ne garipti yahu.
bu arada yine fark ettim de son zamanlarda sürekli şaşırıyorum. 
ne olursa ama. 


suçlu

ah sevgili siyah ve grinin asaleti.

bayram

tıklım tıklım olan sokaklar depresif ruhumu bunaltmak için yaratılmıştı sanırım bugün.
hele dün daha fenaydı. büyük bir hata yaptım ve dışarı çıktım.
adım atmak için önümdeki insanların geçmesini beklemek hiçte hoş değildi.
bide 4-5 seneye kadar yaşımın ufaklığından ötürü sürekli oturur ve önüme gelen tatlıları tüketirdim(tatlı pek sevmesemde) şimdi ama git "misafir" lerin önüne (normal zamanda "aaa aşk olsun biz misafir miyiz" diyen. bayramda misafir misafir oturan akraba topluluğu) tatlıları götürdüm ve tüketmelerini izledim. acıklıydı.

8 Eylül 2010 Çarşamba

bugün

huzurlu ve güzel bir gündü bugün.
haftalardır olan olaylar ve moral bozukluklarına göre çok ama çok güzel bir gündü bugün.
lakabı olmayan dostum. bu güzel gün için teşekkürler...

minyatür


bu küçük domates benzeri bitkileri çok seviyorum..
en azından sevimliler.

şaşırdım.

en son yazımı 20 Şubat ta yazmışım.. ne kadarda çabuk geçiyor zaman!
20 şubattan bu yana hayatım baya bi değişmiş fark ettim de..
lanet okuduğum kişi yok artık hayatımda.
ne garip yahu.. eski kayıtları okudum.
dertler aynı ama kişiler hep farklı.